Tumblr Mouse Cursors
Gri şehrin al yanaklı kızı
Sırrını her gün bir parça veren
fakat hiç bir zaman
büsbütün teslim olmayacak olan…

***

Tumblr'a adı baş kent olup da sadece baş olduğu için hala kentleşmeye çalışan şehir, Ankara'dan katılıyorum.

Dünyaya kedi olarak gelmek isterdim. Simsiyah bir sokak kedisi. İstedikleri kadar nankör desinler. alabildiğine kibirli ve fütursuz. hayatının bir köpeğin dişleri arasında söneceğini bilmeden yaşamak güzel olurdu.

Ölümden habersiz yaşamak gibi tıpkı..

Yağmuru severim. Yağmurlu ormanları ve yağmurdan sonraki sakin sahili izlemeyi daha çok severim. Gri şehirleri sevmem. Hayatın renkli taraflarında olmayı tercih edenlerdenim. Bunlarla beraber bir de Genç adamı çok severim.

Denizler evim olsun isterdim. Hep daha derinlerde olmak ve orda kalmak. ait olabileceğim tek yer orasıymış gibi. küçüklüğümden beri ne zaman denize girsem deniz kızlarına inanmaya çalıştım. Fakat o da olamadı tabii. Hala Ankara'nın gri ve boş evlerine bakan bir terası olan evimizde oturup bunları düşler haldeyim.

Gitmeyi çok düşledim. Hatta Genç Adamdan bile daha çok düşlerdim. Dünyayı keşfetmek. -kendi gözlerimle- Hindistan, Çin, Afrika, Güney Amerika, İtalya, İspanya.. Ama daha çok ormanlık yerler. Vahşi iklimler.


Sonra beni denizlerden alıp karaya çekebilecek bir ışık gördüm. Peşinden gidiyorum hala. Ama bu gittikçe büyüyen, içine girdikçe daha da cezbeden ışık bir gün sönerse sanırım bu deniz kızının da okyanuslara dönmesi gerekecek.


***

Evine hoş geldin genç adam. Biliyorsun ki burası ait olduğun yer. Hatta belki de.. ait olduğumuz.
May 18th
3:05 PM
Via
Çok tatlı lan :D

Çok tatlı lan :D

2:47 PM
Via
May 14th
9:15 AM
Via

Favourite Disney Characters > Girls

9:15 AM
Via

Eris from Sinbad: Legend of the Seven Seas

en sevdiklerimden

Eris from Sinbad: Legend of the Seven Seas

en sevdiklerimden

9:14 AM
Via
May 4th
2:59 PM

04.05.2012

  Ölüme meydan okuyan türden bir kadındın sen. Tam olarak kaç yaşında olduğunu hiç birimiz bilmiyorduk. Ancak tahmin edebilirdik çünkü nüfus cüzdanı kullanımı ölen kardeşe göreydi senin zamanında. Aslında senin zamanında pek çok şey farklıydı değil mi? Neredeyse bir asır izledin değişimi, kendi değişimini fark etmeden.

Canlı bağ ve bahçelerin yollara karıştığını gördü kırışık gözlerin. Dilin kirlendiğini duydu işitmeyen kulakların ve yemeklerin eski tadını bulamadı dudakların, inci dişleri bulamadıkları gibi. Dizlerin yağmuru hissetti ve bu bir şaka değildi. Hayatlar silindi hayatından. Yüzler eskidi birer birer. Aradığında bulamadın yıllıklarda o yüzleri. 
Ne kadar çok çocuğun vardı oysa o yıllıklarda. Ne kadar çok kardeşin. Ne kadar çok baban. Her insan gibi farklıydı onlar da. Senin gibi değiştiler birer birer. 
Ağladığını duyardım.
Özlediğini duyardım.
Cevapsız sorularını duyardım.
Güçsüz bağırışlarını duyardım.  
Ama bir kez olsun şikayetçi olduğunu duymadım. Her zaman sevdin onları ve tabi her zaman bekledin. Verecek bir şansın vardı hep acını ardına gizlediğin. Canını yakarlardı, yaramazlardı ve sen kucaklardın onları.

  Senin her zaman çok fazla çocuğun vardı. Evinde çocukların vardı her bayram çoğalırlardı. Caddelerde çocukların vardı sana yün ve düğme satarlardı. Otobüslerde çocukların vardı sana yerlerini veren. Merdiven başlarında elinden tutan alışveriş arabanı süren çocuklar.
Sen değiştikçe, çocukların da değişti. Artık sana şişlerini geçireceğin yünler yerine, derine geçireceğin iğneler veren çocukların vardı. Canını yaktılar ve sen yine sevdin onları. Yine gözledin yollarını. Onların yolunu gözlemene dayanamazdım. Onları özlediğini görmek istemezdim. Onlarsız yapamadığını, nefes bile alamadığını.. Onların seni ağlattığını ve senin beni hatırlamadığını.
Hatırlamadan beklediğini bilmeme rağmen. Gelmedim. Gelmek istemedim, nankörce sırtımı döndüm sana. Sonra sen gittin ve ben..

Ölenler gitmeden önce bir iyilik bırakırlarmış arkalarında. Sözlerinde, gözlerinde gizli son sevgiyle.

  Son sözün neydi çocuklarına? 

2:30 PM
[Flash 9 is required to listen to audio.]

Beni Severmiş O (Asfalt Dünya)

Bu şarkıyı ilk dinlediğimde “O, en çok deniz severmiş” diyor sanmıştım.
Bilirsin ben en çok denizi severim. Ama kalabalık, gürültülü, sarının tonlarını barındıran, kirden oluşan ve kaynayan denizleri değil. O, sabahın ilk ışıklarında parlayan, yavru balıkların kaçıştığı hani şu suyun en soğuk olduğu saatleri ve bir de güneş batarkenki, sadece kızılı yansıtan, kargaşanın geçtiği, dalgaların günün kirini temizlediği saatleri. Sakin denizleri severim ben. Yağmurdan sonraki ılık denizleri. Bulutlu, gri-mavi denizleri de öyle.
 Evet ve o gün en sevdiğim deniz oydu. Bulutlarla kapanmış, dağların arasında, yeşil ile bütünleşmiş ve taşsız kumları olan. Köpeklerin kıyısında koştuğu, çocukların babalarını kovaladığı deniz. Anıları olan, anıları akıtan, şarkılar dinleten deniz. Kendine yaptığı gibi anıları da temizleyen ve yerine huzur bırakan. Kayalara yaptığı gibi dalgalarıyla yumuşatan. Yaralara yaptığı gibi iyileştiren deniz. O deniz işte tam bu türden bir denizdi işte. Canımın acısını alıp beni düşündüren ve yerine umut, sevinç bırakan türden. Sana sarıldığımda hissettiğim türden.

1:51 PM

Bu da amasra hatırası (:



@Burak

@Çırpık

April 27th
2:56 PM
Via
givemehardlove:

OMG!!!!!!!

givemehardlove:

OMG!!!!!!!

1:00 PM
April 24th
2:27 PM
Via

Artık e-okula girerken bile “insallah bildigim soru gelir” sendromu yasiyoruz

1:37 PM

Kadın vokallerden çok sıkıldım..

Bana şarkı önerebilenin kırk yıl follower’ı olurum :D ?