2:59 PM
04.05.2012
Ölüme meydan okuyan türden bir kadındın sen. Tam olarak kaç yaşında olduğunu hiç birimiz bilmiyorduk. Ancak tahmin edebilirdik çünkü nüfus cüzdanı kullanımı ölen kardeşe göreydi senin zamanında. Aslında senin zamanında pek çok şey farklıydı değil mi? Neredeyse bir asır izledin değişimi, kendi değişimini fark etmeden.
Canlı bağ ve bahçelerin yollara karıştığını gördü kırışık gözlerin. Dilin kirlendiğini duydu işitmeyen kulakların ve yemeklerin eski tadını bulamadı dudakların, inci dişleri bulamadıkları gibi. Dizlerin yağmuru hissetti ve bu bir şaka değildi. Hayatlar silindi hayatından. Yüzler eskidi birer birer. Aradığında bulamadın yıllıklarda o yüzleri.
Ne kadar çok çocuğun vardı oysa o yıllıklarda. Ne kadar çok kardeşin. Ne kadar çok baban. Her insan gibi farklıydı onlar da. Senin gibi değiştiler birer birer.
Ağladığını duyardım.
Özlediğini duyardım.
Cevapsız sorularını duyardım.
Güçsüz bağırışlarını duyardım.
Ama bir kez olsun şikayetçi olduğunu duymadım. Her zaman sevdin onları ve tabi her zaman bekledin. Verecek bir şansın vardı hep acını ardına gizlediğin. Canını yakarlardı, yaramazlardı ve sen kucaklardın onları.
Senin her zaman çok fazla çocuğun vardı. Evinde çocukların vardı her bayram çoğalırlardı. Caddelerde çocukların vardı sana yün ve düğme satarlardı. Otobüslerde çocukların vardı sana yerlerini veren. Merdiven başlarında elinden tutan alışveriş arabanı süren çocuklar.
Sen değiştikçe, çocukların da değişti. Artık sana şişlerini geçireceğin yünler yerine, derine geçireceğin iğneler veren çocukların vardı. Canını yaktılar ve sen yine sevdin onları. Yine gözledin yollarını. Onların yolunu gözlemene dayanamazdım. Onları özlediğini görmek istemezdim. Onlarsız yapamadığını, nefes bile alamadığını.. Onların seni ağlattığını ve senin beni hatırlamadığını.
Hatırlamadan beklediğini bilmeme rağmen. Gelmedim. Gelmek istemedim, nankörce sırtımı döndüm sana. Sonra sen gittin ve ben..
Ölenler gitmeden önce bir iyilik bırakırlarmış arkalarında. Sözlerinde, gözlerinde gizli son sevgiyle.
Son sözün neydi çocuklarına?
Beni SevermiŠO (Asfalt Dünya)
Bu şarkıyı ilk dinlediğimde “O, en çok deniz severmiş” diyor sanmıştım.
Bilirsin ben en çok denizi severim. Ama kalabalık, gürültülü, sarının tonlarını barındıran, kirden oluşan ve kaynayan denizleri değil. O, sabahın ilk ışıklarında parlayan, yavru balıkların kaçıştığı hani şu suyun en soğuk olduğu saatleri ve bir de güneş batarkenki, sadece kızılı yansıtan, kargaşanın geçtiği, dalgaların günün kirini temizlediği saatleri. Sakin denizleri severim ben. Yağmurdan sonraki ılık denizleri. Bulutlu, gri-mavi denizleri de öyle.
Evet ve o gün en sevdiğim deniz oydu. Bulutlarla kapanmış, dağların arasında, yeşil ile bütünleşmiş ve taşsız kumları olan. Köpeklerin kıyısında koştuğu, çocukların babalarını kovaladığı deniz. Anıları olan, anıları akıtan, şarkılar dinleten deniz. Kendine yaptığı gibi anıları da temizleyen ve yerine huzur bırakan. Kayalara yaptığı gibi dalgalarıyla yumuşatan. Yaralara yaptığı gibi iyileştiren deniz. O deniz işte tam bu türden bir denizdi işte. Canımın acısını alıp beni düşündüren ve yerine umut, sevinç bırakan türden. Sana sarıldığımda hissettiğim türden.
Kadın vokallerden çok sıkıldım..
Bana şarkı önerebilenin kırk yıl follower’ı olurum :D ?









